Kayıtlar

Göcek Seferi ( Bu sefer acemi kaptanın değil )

Resim
Daha önceki seyir yazılarımın başlıklarını 'Acemi Kaptanın...' diye başlatırdım. Sanırım artık kendime acemi kaptan demesem de olur. Bu seyirde iki tane miçom olunca, onlara ne çok şey öğretebildiğimi, hatta son günlerde tekneyi tümden onlara emanet edebildiğimi de görünce acemi lakabımı kaldırmayı hak ettim diye düşünüyorum. 17 Temmuz Cumartesi öğleden sonra miçolarım Mehmet ve Özgür'le tekneyi aldık. Miçolarım derken, iş yerinden arkadaşlarım, okumuş etmiş, mühendis çıkmış adamlar. Denize özendiler ve ilk kez bir tekne tatiline geldiler ve ne mutlu bana ki, çok da mutlu döndüler. Bu arada hemen reklam yapayım, tekneyi kiraladığımız firma budgetsailing.com, Göcek'te. Biz Hasan ve Aziz Kaptan'dan çok dostane bir güleryüz gördük. Tavsiye ediyoruz. Teknemiz Karia 11, Comet 1050 model bir italyan tasarımı idi. 13-15 knot civarında bir rüzgarda 7.9 knot civarında bir hıza ulaştı ki bence çok iyi bir rakam. Sade bir tekneydi Karia 11, herşey manuel. Irgat yok, hidrof...

Acemi Kaptanın İkinci Göcek Seferi

Resim
Sevgili blog, Aramızda kalsın, işyerinden iki arkadaşıma hafiften kelek yapıp, benimle tekneye gelmeye ikna ettim :) Belli ki önceki yazılarımı okumamışlar, başlarına gelecekten habersiz 17 Temmuz'u bekliyorlar. Yalnız kendime çok da haksızlık etmeyeyim, etrafta dişi martıdan başka birşey olmayacağını onlara peşinen söyledim. Öyle bir de terör estirdim ki, 'kaptanın denize atma yetkisi var haa!' dedim, gözlerini korkuttum :). Böyle saçmalıklar 'Aşk Gemisi' dizisinden mi kalma nedir, bir an inandılar valla. Arada şöyle sorular alıyorum insanlardan: 'şimdi sen kaptansın ya, evlendirme yetkin oluyor mu?' :) Tabii diyorum, evlendirme, boşama.. Yani uğraşmayın mahkeme şu bu, boşanacaksanız gelin bir haftalığına benim tekneye, ben sizi boşayıvereyim :). Yani şaka bir yana sevgili blog, 17 Temmuz'da öğleden sonra 3 -4 sularında, Göcek belediye marina'dan 10 buçuk metre uzunluğunda bir tekne yola çıkacak. Bu adam yine alıp yüreğini koylara gidecek. Sa...

Üçüncü Kez Akbük

Resim
Liseden sınıf arkadaşlarımla hala görüşürüz. Öyle seyrek de değil, İstanbul ekibi olarak ayda bir, Türkiye geneli dersek yılda bir gibi buluşmalarımız olur. Bu yılki bahar buluşmasını Bodrum'da yapalım dedik. Fakat nasıl edelim, kim organize eder şu bu derken, kendimi organizatör konumunda bulunca, son iki yıldır gittiğim Akbük'te bir buluşma organize etmeye karar verdim. İki yıl önce iskelesine yanaştığımız ve yemeklerini beğendiğimiz Altaş Restoran'ın pansiyonu da olduğunu görünce tamamdır deyip pansiyon sahibi Öner bey'i aradım uzun haftasonu konaklamamızı ayarladım. Cumartesi sabah Bodrum havaalanından kiralık minibüsümüze atlayıp, Akbük'e doğru yola çıktık. Bu arada sevgili Bodrum sakini arkadaşım Pelin'in tahmin ettiği üzere Didim Akbük değil, Gökova Akbük burası. Gökova körfezinin kuzey kıyılarında, Akyaka'nın biraz batısında cennet parçası bir koy. Akbük'e gitmek için önce Milas'tan Ören'e gitmek gerekiyor. Ören Akbük arası biraz yorucu d...

Ingiltere

Resim
Ablam senelerdir çağırır durur, İngiltere'ye bir türlü iş harici gidememiştim. Bu yılbaşında gitmemek için bahane bulamayınca, geçen yıl aldığım 5 yıllık vize de taciz edince, 24 Aralık - 3 Ocak arasında atladım gittim. 10 gün boyunca şunların unuttum: - 0.50 promil alkolü geçmemeli, bakarsın polis molis olur :) - Akşama ne yesem? - Yarın hava karlı mı acaba? Arabayla çıkmamalı mı? - Internet bankacılık parolam - Ergenekon, açılım, dolar. - Bugün naapsam? - Saat kaç? Bugün günlerden ne? Tam bir teslimiyet içersinde 10 gün geçirdim diyeyim anlayın. Hiçbir eylemimi planlamadım, başıma ne geldiyse :) süpriz oldu. Başıma birşey gelmediği zamanlarda evde kitap okudum, biraz Andy'nin piyanosuyla oynadım, bir iki film seyrettik. Andy Cristmas tatilinde aralarda çalışılması gereken 1,5 günü de izin almış sağolsun. Arada da "hadi şuraya gidiyoruz" deyip deyip beni bir yerlere götürdüler. Yukardaki kuğular Thames nehri kıyısında atılan yemleri kapışan kuğu ve mar...

Hisarörü Körfezi - Devam

Resim
4. Gün Selimiye Ertesi gün öğleden sonra, tekne ekibinden iki kişinin ayrılacağı Selimiye iskelesine yanaştık. Selimiye, küçük bir sahil köyü. Pırıl pırıl bir denizi var. İşletmelerin önemli bir kısmı, varı yoğu İstanbul'da bırakıp buraya yerleşen elit insanlar. Yolcularımızı gönderdikten sonra Mehmet Kaptan'ın kolejden arkadaşım dediği, karı koca bir çiftin işlettiği şirin bir kafede biraz soluklandık. Civardaki evlerin dış cepheleri özenli, bazıları resimlerle süslü, bazıları çiçeklerle bezeli. Selimiye'den ayrılıp yakınlardaki bir koya gecelemek üzere vardık. O koyun adı yoktu. Sonradan telefonuma koyduğum GPS bookmark'larına da baktım, gerçcekten adsız bir koy. Fakat koyun güzel bir tarafı vardı ki, bir sonraki gün ana yelken de dahil, şöyle gün boyu güzel bir yelken yapma kararı aldık. Bu arada geceleri dolunayı bahane ederek, aslında hava o kadar da müsait olmamasına rağmen, denize atlayıp atlayıp duruyoruz ve Allah sonumuzu hayretsin deyip geçiştiriyoruz. Andy...

Hisarönü Körfezi

Resim
Bu yılın Eylül seferini, geçen yıl kendi kiraladığımız teknede canlarını çıkardığımız, sözde hiç bir şeye ellerini sürmeyecekken, kendilerini zincir çekme, kayalık iteleme gibi bilumum miçoluk külfetine bulaşmış bulan Berna ve Gökhan arkadaşlarımızın isteği doğrultusunda planlayalım dedik ve kaptanıyla, miçosuyla adam gibi bir gulet aramaya başladık. Tekne aramaya başladığımızda Bernanın Palamut Bükü'nden bir arkadaşı vasıtasıyla Anitta ve ekibiyle tanıştık. Anitta, film yıldızı bir tekne. 19.2 metre boyunda çok şık tasarımlı bir ahşap yelkenli. Zülfü Livaneli'nin yönetmenliğini yaptığı 'Mutluluk' adlı filmde kullanılmış. Tekneye ilk bindiğimizde Özgü Namal'ın kaldığı kamara için yazı tura attık mesela, ama maalesef bana çıkmadı :) Şaka şaka, yok öyle bir şey. Herneyse filmde gögür gürmez aşık olduğum bir teknede olacaktık ki, tatilin en keyifli kısmı o olacağa benzerdi. Planımız tekneye Turgutreis'ten binmek, Knidos burnundan Hisarönü körfezine inip, tekrar ger...

Acemi Kaptan'ın Gökova Seferi

Resim
Aylar öncesinden hazırlıklarına başladığımız Gökova körfezi tatilimizi geçtiğimiz hafta tamamladık. Bu tatilin çok önemli bir özelliği vardı: teknede sadece eşim ve ben olacaktık, kaptansız ilk seyahatimizdi. Cumartesi sabah erken bir uçakla Bordum'a vardığımızda hava çok sakindi. Ne olduysa biz tam tekneyi aldıktan sonra oluverdi. Hava tahminlerinde belirtildiği gibi 'fırtınamsı rüzgar' başladı. Biz de o gün çıkmamaya, ertesi sabah çok erken saatlerin dinginliğinden faydalanarak kaçmaya karar verdik. Saati 5'e kurup yattığımızda marina'daki tüm tekneler sert rüzgarın etkisiyle bir sağa bir sola sallanmaktaydı ki, yatarken eşime 'sabaha bu rüzgarın duracağını sanmam, galiba uzunca bir Bordum marina tatili bizi bekliyor' dediğimi hatırlıyorum. 'Olmadı günübirlik tekne turlarına gideriz canım' deyip gülüşüyoruz. Sabah ne olduysa oldu, 5'te alarm çaldığında rüzgar sanki çıkmamıza zaman tanırcasına kesildi. Apart topar kendimizi marina'dan dışarı...