3 Temmuz 2014 Perşembe

Bu defa 8 kişi

Bu sene malum Euro artışından dolayı sadece bir hafta tekne planlayayım dedim. Tek hafta gideceksem de, o haftanın rezervasyon sahibi ailemdi. Tam 3 kişi için 33 feet bir tekne ayarlamışken, lise arkadaşlarımız Serkan ve Şenay biz de gelelim dediler. Tekneyi 41 feet'e çıkardık. Bir arkadaşımızın daha katılımıyla 5 yetişkin, 3 çocuk 21 Haziran 2014 günü Göcek belediye marina'dan açıldık.

İlk durağımız Yassıcalar'dı. Şamandıraya bağlandık.Göcek'te balık kalmamış maalesef, Yassıcalar'da neyse ki bir kaç tane çıktı.

Yassıcalarda sakin bir geceden sonra durağımız Sıralıbük oldu. Orada da şamandıra'ya bağlanıp bir gece konakladık. Sıralıbük'te karşımıza çıkan Caretta kaplumbağa günün süpriziydi.

Ertesi gün Boynuz bükü yapalım dedik, suyumuzu tamamlar, çöplerimizi atar, rahatlardık. Boynuzbükü'ndeki Orfoz buğulamayı maalesef pek beğenmedik. Servisin çok yavaş olması, sonunda gele gele Orfoz haşlama benzeri birşey gelmesi keyfimizi kaçırdı.

Sonraki gün Göcek'ten malzeme yenileyip, Sarsala koyuna gittik. İki gece biraz sert rüzgarlarla sallanarak uyuduk.

Sonraki gün yolumuz Turunç Pınarı tarafıydı. Yolda rast geldiğimiz yunus sürüsü tekneyle bolca oynadı. İskeleye yanaştığımızda "tonoz yok abi, içeri alalım seni" deyip tekneyi içeriye aldılar. Oysa vardı. Sanıyorum mekan sahibi işletmesini en top yatlara özel yapmaya çalışıyor. Gecenin üçünde bir megayat, bir 57 Hanse sahibi ve mekan sahibinin müzik sesini bangır bangır açması, uyuyanları umursamaması başka nasıl açıklanabilir bilemedik. Üstelik de son iki seferdir balıkçı kebabında bir terslikler var. Ya tadına alıştık ve her seferinde daha iyisini istiyoruz, ya da gerçekten bozulmuş. Gerçi ilk defa deneyenler de çok sevmedi. Üstelik de fiyatlar diğer mekanlara kıyasla %50 fazla. Lağos'tan yapılma balıkçı kebabı kilo fiyatı 200 TL.

Turunç Pınarı iskelesine bir daha yanaşmama kararı alıp sadece demir atmak için gidilecek, bu artık netleşti.

Turunç Pınarı sonrası tek gecemiz kalmıştı. Onu da Yavansu'ya bitişik, 21 kulaç koyunda geçirdik.
Yan teknemizdeki İngiliz bize çat pat Türkçe'siyle saat 7 buçukta koya bir porsuk iniyor dedi. O saatlerde bir keçi belirince, "haaa bizimkisi keçiyi porsuk sanıyor galiba" dediysek de, sonrasında gerçek bir porsuk kıyıya kadar geldi ve gözden kayboldu. Derdi neydi, neden her gün aynı saatte geliyordu bilemedik.

Ertesi gün öğlen molamızı Göcek adası'nda verdikten sonra, tekneyi teslim ettik.



21 Ocak 2014 Salı

Sonbaharda Göcek, Ekincik, Turunç Pınarı

Ne zaman çakırkeyf bir eğlence ortamı olsa işyerinden arkadaşlar "Osman kaptan bizi tekneye götür" tezahüratları yapıp dururlar. Öte yandan, iş ayık kafayla plan yapmaya gelince çoğu yan çizer. Ya "başbakan" dan izin alamazlar ( lakin tekneye erkek erkeğe gidilecektir ), ya mevsimi soğuk bulurlar, ya da iş güç vardır.

Nitekim geçenEekim sözünün ayıkken de eri iki arkadaş, Reşat ve Emre kaptanlar, hadi denize kaptan dediler. Eşden ve sevgiliden izin kağıtlarını da getirdikten sonra atladık arabaya ver elini Göcek. 33 feet teknemiz 3 kişiye fazla fazlaydı.

İlk günüzmüz 26 Ekim 2013, ılık bir bahar günü, Brisa Del Mar adlı teknemize atladık ve Göcek'in koynuna demirledik. Yassıcalar tabii, başka neresi olacak.

Mevsim sonu teknenin güzellikleri saymakla bitmez:

- Tente derdi yok.Güneş var ama yakmıyor.
- Güneş kremi dedi yok. Hayatta yanmazsın.
- Gece sivrisinek yok
- Gündüz arı yok
- Balık bol
- Koylar boş. Bir tek Almanlar ve İngilizler var ki onlara o hava yaz zaten.

Aç yelkenin, koy rakını, süzül alabildiğine tanrı vergisi boş sulara.

Kaptan adaylarım Emre ve Reşat kaptan, tatile gelmeden önce 30 sayfalık miço rehberimi hatmetmiş, herşeye hazırlıklı gelmişti. Muhabbet, istek, dostluk eşsiz geçti. Çabucak da aldılar tekneyi elimden, götürdüler uzaklara.

 Bir Turunç pınarı yaptık. Ordan Ekincik. Yer yer gri, yer yer mavi, Tanrı ne verdiyse seyrettik gittik.

Bir de video hazırladık o günün ansına, işte aşağıda.





free hit counter